Gizemli belgeleri inceliyoruz. Kendileri eski olan, içinde barındırdığı bilgiler ise geleceğe ait olan belgeleri…
Yanıbaşımızdalar, elimizin altındalar; oysa biz onların varlıklarından bile habersiziz.
Yuşa tepesine ne dersiniz?
Meşhur dev mezar İstanbul’un Karadeniz’e açılan kapısında bulunuyor. Yemyeşil bir ormanın ortasında, İstanbul’un en yüksek yerinde Kanuni devrinde tesis edilmiş. Tam 500 yıldır bizlere göz kırpıyor.
Beşiktaş’taki Çırağan Sarayının tepeye doğru olan kısmında türbesi bulunan Yahya Efendi tarafından keşfedilmiş.
Hızır üç kez rüyasına girip “git tepeyi bul” deyince Yahya Efendi 40 dervişiyle gidip dev mezarı ortaya çıkartmış.
Kazılan yerden gerçekte ne bulunup çıkarıldığı ise tam bir muamma…
Sonra Kanuni Sultan Süleyman’ın fermanı ile burası Yuşa A.S.’ın makam kabri olarak tesis edilip bugüne ulaşmış.
Aradan tam 300 yıl geçince ne değişmiş bilinmez; önce hiç ihtiyacı hissedilmeyen iki kitabe üç yıl arayla II. Mahmut Padişah olarak hüküm sürmekteyken asılıvermiş.
Kitabelerden birisi kabrin girişinde, yeşil zemin üzerine sarı yaldızlı Osmanlıca harflerle yazılmış. Diğer kitabe dev mezarın bulunduğu iç kısımda yan duvarda asılı. Rengi beyaz, mermer tam orta yerinden kırılıp iki parçalı bir görüntü almış ama Osmanlıca yazılar zarar görmemiş.
Yazılar rahatlıkla okunabiliyor. Bilseniz ne bilgiler var içinde…
Bizi hayrete düşüren, hiç alışık olmadığımız bilgiler var kitabelerde.
Gelecek zamandan bize seslendikleri çok açık.
Yeşil kitabede devamlı tekrarlanan sihirli bir cümle var.
“MAKAMI YUŞA İBN EL NUN DUR”
Bu öyle sihirli bir cümle ki, beyaz kitabede çapa olarak verilen sihirli 1700 rakamıyla işleme alınacak olursa aşağıdaki bilgiler, tarihleriyle ortaya dökülüveriyorlar.
- İsrail devletinin İsviçre’de kurulduğu Hicri 1368 senesi: Miladi 1897…
- İsrail devletinin Ortadoğu’da yaşamına resmen başladığı Hicri 1368 senesi: Miladi 1948…
- Ankara’dan İstanbul’a gelen Meclisin, Bakanlıkların ve Genelkurmayın Anadolu yakasının Karadeniz’e bakan bu bölgesindeki açılış tarihi olan Hicri 1435 senesi: Miladi 2015…
- İsrail’in yıkılacağı veya yıkılmış gibi görüntü vererek etkisizleşeceği, yönetilemez olacağı birinci devletinin son tarihi Hicri 1441 senesi: Miladi 2021…
- Durak noktası olarak verilen, Türkiye’nin Ortadoğu macerasına son vermesi gereken en ileri tarih Hicri 1441 senesi: Miladi 2021…
- Durak noktası aşıldığında başımıza gelecek olan “şiddetli şey”in yaşandığı Hicri 1452 senesi: 2029 veya 2030…
Mesajlar öyle çarpıcı tarzda oluşturulmuşlar ki ebced hesabıyla tarih veren sözler dikkatleri çekebilmek için istisnasız her satırda tekrarlanmışlar.
Satırların tasarımı hayranlık uyandırıyor. Yukarıda sıraladığım tarihleri her satırda karşınızda görebiliyorsunuz. Hatalı hesaplama ihtimali sıfıra düşürülmüş.
Tek bir fark bulunuyor.
Yeşil kitabede değişik cümlelerle her satırda hesaplanabilen kırılma yılı, mezarın içindeki beyaz mermer kitabede hiç bulunmuyor. Ne yaparsanız yapın. Beyaz kitabede küçük kıyametin tarihine ulaşamıyorsunuz.
İstanbul’a ve dolayısıyla Türkiye’ye korkunç yüzünü gösterecek olan her neyse sanki kaderden silinmiş gibi.
Beyaz kitabe bir başka kaderi açıklıyor.
Beyaz kitabe kendisi gibi beyaz ve barışçıl bir geleceği öngörüp bizlere bunun nasıl gerçekleşebileceğinin yolunu gösteriyor.
Beyaz kitabenin üçüncü beyitinin ikinci satırındaki dizelerin bir önerisi var…
Eğer Diyarbakırlı olanlar, evlenmiş oldukları kardeşlerine HÜRMET gösterecek olurlarsa güzel bir SON’a ulaşabilir, korkunç akıbet böylece silinebilir diyor.
Beyaz kitabeyi dinleyecek olursak PKK, toplumsal taban bulamayacak.
Bu sebeple girmek üzere olduğumuz KAPI’ya, yani Kuzey Irak’a hiç girmemiş olacağız. Buna gerek kalmayacak. Irak bay-pass edilecek olursa kader beyaz bir sayfa açacak. Kitabelerde kuruluş tarihi verilen İsrail ile kavga etmemizin zemini ortadan kalkacak.
Yeşil kitabenin bizi uyardığı korkunç akıbet olan küçük kıyamet silinecek. Hiç yaşanmayacak.
Ne güzel, değil mi?
Satır ne diyordu?
CÜMLE ZÜVARA DAHİ VİRE HÜDA HÜSNÜ HİTAM
(Benim gibi Diyarbakırlıların cümlesine, sahibi güzel bir son versin)
“Hüsnü Hitam” yani güzel bir son…
Güzel bir son olabilir. Bunu başarabiliriz…
Haydi, Yuşa tepesindeki ortası kırık beyaz kitabeyi inceleyelim.
Kitabenin mermeri ortadan kırılıp ikiye ayrılmış olsa da görevliler onu tamir edip tek parça hâlinde tutabilmeyi başarmışlar. Belki biz de ortadan çatlama sürecine girmiş gibi görünen geleceğimizi tamir edip tek parça hâlinde kalmasını sağlayabiliriz.
Kitabenin Osmanlıca yazılarında hiçbir hasar oluşmamış. Belki bizler de yazgımızı hasarsız hâlde tutabiliriz.
Gelin kitabeyi dinleyelim. Sonsuz zaman denizi içindeki bize göre gelecekte bulunan bir noktadan bize ulaşmış bulunan telsiz mesajına kulak verelim.
Deniz kurdu tatbikatına katılan donanmamızdaki telsiz konuşmaları gibi tasarlanıp bize ulaştırılmış bulunan bu garip mesaj şöyle son buluyor.
MÜHİMDİR TAMAM!
Ne Acayip şeyler var şu İstanbul’da. Hâl bu ki bizim hiç haberimiz bile yok!
öncelikle çalışmalarınızı taktir ediyorum.Kuranda anlatılan geçmişi değerlendirme biçminiz hayranlık uyandırıcı.Sizin yorumunuzdan sonra birçok programda eleştirildiğinizi gördüm.eleştiriler mantıklı yada mantıksız.önemli olan yeni bir süreçte yeni bir tartışma ortamı oluşturabilmekti.Sorulması gereken bir husus var ”Neden Allah bunu anlatıyor ” yani neden zulkarneynin seddi nasıl ve neyden yaptıgı anlatılıyor ? bir sed yaptı artık onlar onu belirli bir süreye kadar geçemezde denebilirdi.
Müştak baba hazretlerinin Hazreti ademin makamına gittiği oradaki çıkardığı hayat suyunun Kuranda bahsi geçen balığın düştügü suyla ilişkisi varmıdır.O su neden anlatılmıştır. Müştak baba sirilankaya neden gitmiştir. Sorular çok cevaplar yok. Benim sizden ricam 2023 de neler olacağını değilde Kitapda geçen olayların sırları hakkında izah aramamızdır.Üstat şöyle diyor ” Biz bir kapı açıyoruz Allah mekanı önümüzde katlıyor” tebdili mekanın açıklmasını yapmıştı. 2023 konusu hassasiyetle ilgi çektiği için sanırım bu yönde açıklama yapma gereği duyuyorsunuz. Aslında zaman yok. Birde kitabelerde 19 ve 40 üzerinde katlamalı ilerleyebilirseniz tahminimce çok daha rahat bir sonuç alınabilecektir.
Rabbim Gören gözler hisseden gönüller nasip etsin.
Nostarji olsun diye tarih araştıran kazı yapan tek milletiz.
saygılarımla…
Allah sonumuzu hayırlı eylesin güzel eylesin hepimiz dua edelim milletimiz için müslümanlar için güzel şeyler olsun
Yüşa tepesi İstanbulda olduğuna göre yapılan uyarılar Türkiyeyi yakından ilgilendiriyor, Diyarbakır ile ilgili bir satır olması bunun 200 yıl önce yazılmış olması çok ilginç , Sayın Serhat Ahmet Tan yazılırınızı ve Kitaplarınızı büyük bir beyeniyle okuyorum son kitabınız 2023 Ülkemiz açısından çok önemli olaylardan bahsediyor yeni kitaplarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.
Yuşa tepesinde Hz.Yuşa’nın kabri yok.Yuşa tepesinde Bizansın elinde olan ve haçlı istilasından kaçırdıkları kutsal sandık gibi değerli materyaller var.(Serhat Ahmet Tan)
Benim Serhat Bey’in kitaplarından okuduklarımdan çıkardığım şöyle bir netice var.
Vatikan’ın kütüphanesi var keza Osmanlı’nın arşivi var v.b.Kendine yurt bulamamış olan İsrailoğullarının bu tür değerli evraklarını arşivleyecekleri bir yer yok.Kutsal Sandık ayaklı kütüphane.Hali ile zaman ilerledikçe bir sandığa sığmayacağı için ilk sandık sembolik olarak Kutsal Sandık.Kabrin 17 metre olduğu düşünülürse sandık sayısının birden fazla olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.
Yuşa tepesi Musevilik(dolayısı ile Müslümanlık) öncesinden beri kullanılan bir yer.İlkçağlarda burası Zeus tapınağı.Bizans döneminde ise Kilise.
Kısaca türbelik bir durum yok.
sen herhalde ya benim kitaplarımı okumadın yada okuduklarını benim kitaplarım sanıyorsun karıştırmışsın arşiv için yuşa as kabrinin kullanılmış olduğu hangi kitabımda yazılı acaba o bölgenin eski bir tapınak olması ise kesin olmamakla birlikte ihtimal tepedeki kitabeler önemli onlarda ikinci mahmut hükümdar iken asılmışlar içinde geleceğe ait gizemli bilgiler var şifrelenmiş bize ulaştırılmışlar
Kutsal Sandık içinde gizli ilimler ve bilgilerin bulunduğu bir muhafaza kutusu mu yoksa zaman makinasının kendisi mi?
İkiside denildi burda olan yazılarda ya da Tv programlarında.
Kendimin yorum koyma hakkı var.
Sandık belge saklamak için bir kutu görevi görüyor ise düşünürüm ve derim ki zaman içinde bir sandık yetmez.Yuşa tepesinde bulundu ise de ve mezar 17 metre ise de demek sandık sayısı artmış derim.Evde bile önce bir kitaplığım vardı sonra gittim ikincisini sonra gidip üçüncüsünü aldım.
Yok sandık zaman makinası ise düşünürüm ve bunun gelecekten getirildiğini söylerim.Hem bu sandık insanlarda ur çıkarıyor sadece İsrailoğullarında çıkarmıyorsa deniyorsada düşünürüm ve bu sandığın radyoaktif olduğu ve isariloğullarının dna’larında radyoaktif salınımlara karşı mutasyon geçirmiş olduğu savına varırım.
Serhat bey öncelikle çalışmalarınızda başarılar diliyorum.kitabınızda Aradan tam 300 yıl geçince ne değişmiş bilinmez; önce hiç ihtiyacı hissedilmeyen iki kitabe üç yıl arayla II. Mahmut Padişah olarak hüküm sürmekteyken asılıvermiş.demişsiniz.bu kitapları asan gelecekten haber veren HIZIR mıdır.cevaplarsanız çok seviniriz tşkler.
dün yuşa tepesine gidecek oldum.
beyaz renkli içerdeki taş kitabeye baktım.
orda serhat ahmet in okuduğundan daha başka manalar da yazılı.
ordaki kitabeler bana çok sıkıcı olan gündem.
manzara bir-kaç saatliğine geçici bir resim.
hanımların allah ı bırakıp ortamdan-ambiastan medet ummak istemesi
ve allah tan başkasına yalvarması çok üzücü.
allah ın bir-kaç ayetleri orda dürüst ve az sayıdaki kimi insanlarda nakşedilmiş.
sadece insanlardaki bu ayetleri gördüğüm için sevindim.
Sayın Ahmet Serhat Tan, Diyarbakır vurgusuna dikkat çekmek istiyorum… Diyarbakır Kudüs’ten sonra Yahudiler için en kutsal ikinci kenttir. Tevrat’ta adı Kalne olarak geçer… Diyarbakır surları kiliseleri köprüleri ve daha bir çok eski tarihi yapı onlarca masonik sembolle süslüdür. Davud Yıldızından Gamalı Haça, Sefirot ağaçlarından şamdan (monera) lara kadar. Ve bilmem biliyor musunuz (her ne kadar farklı ülkelerde ve bölgelerde de benzerleri olsa da) Diyarbakır’da tamı tamına 7 (kimi rivayetlere göre 9) ibrani peygamber kabri mevcuttur. (Enoch)Enüş, İlyas, (Ezekiel) Zülkefil, Elyase, (Jonah) Yunus, (Daniel) Danyal vs… Diyarbakır Çermik ilçesinde bulunan çok eski bir sinagogda yaşayan yoksul bir adama defalarca oturduğu yeri satması için yüksek miktarda paralar önerildi ama adam bir türlü kabul etmiyor. (acaba diyorum başka birileri başka teklifler de mi bulundu ona da adam yoksulluğuna rağmen satmak istemiyor) Bu arada yine Diyarbakır’da çok eski tarihi bir evde (Rivayete göre Hz. İlyas’a peygamberlik veridliği yer) bin yıldan daha eski bir zaman tarihlenen deve veya keçi derisi üzerine yazılmış el yazması bir tevrat metni bulunmuştu. Bu metin daha sonra müzeye verildi. Ancak bizzat ben kendim Kültür Bakanı ve Valiyle birlikte (valilik BAsın elemanıyım) Müze arşivinde bu konunun konuşulmasına tanık olduğumda Müze müdürünün ellerinde böyle bir metin olmadığını en eski tevrat metninin 200 yada 500 yıllık olduğunu söyledi… Eğer gerçekte öyle bir metin vardıysa bu şu an nerede veya kimlere satıldı… Bunlar ilginizi çeker mi bilmiyorum… selamlar saygılar…
öngörüm şudur: kürt sorunu bitecek! sorun çözülecek! barış olacak! k.ırak kuzeyi ile ilişkilerimiz daha da artacak neden mi? bir kültür-bir kültüre girdin mi? kültürü daha zengin olanın altına girer diğeri? k.ırakta hastaneler-okullar-inşaatlar yapıyoruz? mal-ürün-hizmet-teknoloji-bilgi satıyoruz? dolayısıyla bu bir ekonomik ve sosyal fetihtir bana göre? bugün durum gayet iyi yarın daha iyi olabilir? suriyeye gelince durum onun içinde aynı? bizim için engel İRAN ve IRAK merkezi Yönetimi belki olabilir? müslümanlık bağının çoğu engeli çözeceğini umuyorum….hz.danyal ve nejrah ‘a gelince hz.isa peygamberin tarsus,gibi birçok yere elçiler gönderdiği ,bu elçilerin hz.muhammedin geleceğini haber verdikleri YASİN süresinde anlatılır…. 7 uyuyanlar diye bilinen kehf süresinde ki gençlerde iseviydi? isevi tabirinin altını çiziyorum-hristiyanlık ?sonradan uydurulmuş bir felsefedir? paplus ve yahuda tarafından ? eski mısıra dayanan bir klopatra zamanından da önce eski mısırdan roma ki sezarla klopatranın çocuklar vasıtasıylada? birçok pagan dini hristiyanlığa geçmiştir?
Beyaz kitabedeki metnin tamamını koyar mısınız? Yeşil olanı buradan okunuyor ama beyaz kitabenin metnini göremiyorum. Ya kitabenin fotografını ya da çeviriyazı metnini yayınlarsanız sevinirim.
Ahmed bey merhabalar…
haber Türk’de Kehf sursi çalışmalarınız izledim
Bende de Kehf sursinin 600 sayfalık bir tevil manası var bilgilerimiz uyuşuyor dilerseniz paylaşabilirim…
Saygıyla
Serhat Abi senin bütün kitaplarını okumuş, hatta bazılarını tekrar tekrar okumuş, videolarını defalarca izlemiş biriyim. Müthişsin Abi, Allah güç kuvvet versin. Ayrıca şuanda PKK konusunda bir süreç yaşanıyor, yıllar önce söylediğin şey çıktı. “Benim gibi Diyarbakırlıların cümlesine, sahibi güzel bir son versin”.. bu güzel son verildiği zaman büyük felaketler gerçekleşmez demiştin. Dediğin gibi Kuzey Irak’a orduyla beraber girmek yerine barış yaşanıyor ve güzel bir son veriliyor. Çok şükür Rabbime.
MİLADİ 19 TEMMUZ 1980 YILINDA DOĞDUM ( 19. 07.1980) cumayı cumartesiye bağlayan gece doğmuşum HİCRİ OLARAK 6 yada 7 RAMAZAN 1400 yılına (07.09.1400) tekabül eder..
Ben doğmadan anam bana 3 aylık , 6 aylık hamileyken ve doğacağım gece sabah rüyasına giren muhterem bir şahıs tarafından ‘’ oğlun olacak adını Yunus Emre ‘’ koyacaksın denir..
Velhaasıl kelam adımı Yunus Emre koyarlar..
Kuranı Kerimde 19 mucizesi denen bir olay vardır..
Bu yüzden sure ve ayetlerin yeri Yüce Yaradan ALLAH ( C.C. ) taradından öyle belirlenmiştir ki kimsenin sure ve ayetlerin yerlerini değiştirmeye ve Kuranı Kerim gibi bir kitap yazmaya gücü yetmez..
19 mucizesi kuranın bir çok yerinde vardır bu mucizelerden sadece bir tanesine değineceğim..
Nun harfi sadece 68. surenin başında bulunur. Bu suredeki Nun harflerinin toplam sayısı 133 (19 x 7)’tür..
görüldüğü gibi suredeki Nun harfi sayısı sayısı 19X7 =133..
19 ve 7 sayılarına odaklanın…
miladi takvime göre doğumum 19 07 1980
hicri takvime göre doğumu 07 09 1400
bu iki rakam gurubunda tekrarlanmayan sayılar 4 ve 8 dir..
68. Kelam suresindeki yani ilk olarak Nun harfinin geçtiği ve 19 mucizelerinden birinin verildiği toplam ayet sayısı 52 dir..
4 ve 8 sayılarının oluşturduğu kombinede 84. Ayet bu surede olamdığından 48. ayetin mealini sizinle paylaşacağım..
’’Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) kederli bir hâlde Rabbine yakarmıştı.’’
bu sure baştan 68.ci sondan 46. Süre 6846 yazarzan 84 sayısınıda ortada görürsün
bu yazdığım sayılardan hepsi 3 kez tekrar eder
bu surenin 48. ayetinde ismim gizli olarak sahibil hud yani balık sahibi olarak geçiyor ve parantez içinde yunus yazıyor yani hz. yunuus peygamberi kastediyor.
kuranda Hz. hızır ile Musanın kısasında ölü balık canlanıır ve suda kaybolur bir hayvan olsanız ve özhürlüğünüz verilse nereye gidersiniz .
bir ya sahibinize yada sahip olduğunuz yere ..
bunu araştırdıktan sonra 1 kere hz. musayı 1 kerede hz hızırın makamını gördüm .. haftaya hz hızırı ziyarete gidecem bilmiyorum ne olacak aslında elimde bu konuyla alakalı çok bilği var bana meil adresimden ulaşırsanız paylaşırım lakin ben size ulaşamıyorum..
yuşa peygamber in mezarındaki yazanlar gerçekmi zahide hanımın programındakileri izledim fakat sadece allah kıyametin ne zaman kopacağını bildirdi 2030 da kıyametin kopacağıbı söylemeniz biraz şüphe uyandırıcı orda yazanlara yalan diyemem böyle bir şey varsa
on doğrunun içine bir yalan katılır ve bu on doğruyu bir yalana bağlarız ve insanların düşüncelerini değiştiririz
bir peygambere yolu allah gösterir peygamberlerin özellikleri allahın varlığını tebliğ etmektir.Tüm insanlığa duyurmak ve tanınmak Hızırın özelliği yanlızca teslim olmuş,kullarına gözükmek,ve olaylara kat,i suretle müdahale etmektir.Daha doğrusunu allah bilir.Burada üstünlük gözetmek yerine, allahın adalet ve hükmünün kusursuzluğuna işaret edilmeli, peygamberin görevi başka hızırın görevi başka en doğrusunu allah bilir demek düşer bize hızır peygamberden üstün değil, peygamberde hızırdan üstün değil
Üstat güzel hoş istanbul osmanlıca yönünden bir hazine içeriyor da…. bizlerin bunnu bu saatten sonra okuyup anlaması biraz zor ve geresiz. diyeceğim o dur ki; bu ülkede osmanlıca arapça farsça akademik eğitim ve ünvan almış kelli felli abiler var. nerede bu abiler onlar okyup tercüme etsinler. işleri nedir. bunun için ham maddeye veya yüksek teknoloji makinelere gerekyok ki… dünyanın en ucuz sermayesi beyin yeterli olabilir. acaba bu abiler başka işleri mi kendilerne meşguliyet edinmişler? EL İNSAF YAHU!!!!