Site icon Anahtar TV

Arap Saçı

Suriye’de iç savaş bütün hızıyla devam ediyor…
 
İki yıl bitmek üzere…
 
Ne Esat ne de muhalifler üstün olamıyorlar…
 
Hatırlayın…
 
“İki üç aya kadar Esat gidiyor. Biz asıl Esat sonrasını planlıyoruz” diyorlardı…
 
Bu laflar ortadayken tutup 2016’dan önce “Esat gitmeyecek” diyerek yazdığımda bana kıs kıs gülmüşlerdi…
 
Sonra her Suriye kızışmasında birçok sorulara muhatap oldum.
 
Her seferinde “2016’dan önce olmaz” dedim. Yine söylüyorum; 2016’dan 2018’e kadar Suriye tam bir cehennem olacak. Şiirlerde öyle okuyorum…
 
Suriye işinde Suudiler, Türkiye ve diğerleri muhalifleri destekliyor. El Nusra ise sonradan geldi ve denkleme girdi. Onlar da Esat’a karşılar.
 
Diğer tarafta ise Esat var, İran ve Rusya var. Hizbullah geldi, o da Esat’ı destekliyor.
Kürtler PKK ile bütün bu oluşumun hem içinde hem de dışındalar.
 
Barzani Suriye’de PKK ile birlikte. Ayrıca Barzani Türkiye ile de dostluk politikası yürütüyor…
 
Bütün bunlar olurken Mısır darbesi patlak verince işler iyice karıştı. Bu kez Türkiye darbeye karşı oldu. Karakteri gereği böyle de olmalıydı. Doğru olan buydu ve böyle oldu. Fakat Suudiler gittiler darbeyi desteklediler. Onlar için de doğru olan demek ki buydu.
Şaşkınlık verici bu durum, kafaları karıştırınca biraz sessizlik oldu. Günler geçip Mısır’da darbeciler son katliamı gerçekleştirince bu kez karışık kafalı bazıları “haccı boykot edelim” dediler…
 
Tutmaz, tutamazdı ve tutmadı…
 
Herkes tıpış tıpış hacı olmaya devam etti…
 
Son bir aydaki gelişmeler ise adı üzerinde tam bir “Arap saçı”…
 
İnternetteki dört parmaklı Rabia işareti her yere yayılma eğilimi göstermeye başladığında Suriye unutulmuştu bile. Esat hiç kendini unutturur mu? Sen at kimyasal silahı masumların üzerine, yak milleti cayır cayır, işte ABD ve İsrail’in tam istediği hareket, bahane hazır…
 
Sonra birden bire Mısır unutuldu; dört parmak etkisini kaybetti. İnsan öyle bir hisse kapılıyor ve diyor ki; yoksa bütün bunları idare eden gizli bir merkez mi var acaba?
Medyada bu kez Suriye müdahalesi ve kimyasal silah atıldı, atılmadı günleri başladı…
Bir baktık, gezi eylemlerini destekleyenler Mısır’da darbecilere devrimci demekteyken, bu kez Suriye müdahalesine anti emperyalist söylemlerle karşı oluverdiler…
 
Yine bir baktık, Mısır’da İsrail ve ABD karşıtı olan yöneticilerimiz Suriye işinden ABD ve Batı’dan müdahale dilenir oluverdiler.
 
Ben buna tek kelimeyle ARAP SAÇI diyorum.
 
Geçen hafta Perşembe gün bile verilmişti; Suriye’ye müdahale olacaktı. Hatta bir de laf çıkartıldı. Suudi Arabistan ile Rusya anlaşmışlar diyerek. Birden şok bir açıklama geldi İngiltere’den; “biz Suriye’de yokuz.”
 
Sonra Başkan Obama, “ben istiyorum ama bir de senatoya soracağım” deyip de yan çizince, bizim medyacılar bile müdahale günü verdiklerine pişman oldular.
Esat bu açığı görünce çıktı televizyonlara “bana saldırı olursa misilleme yaparım” diyerek tehdit etti.
 
Tam bir ARAP SAÇI; kıvır kıvır yanar döner…
 
Derken İsrail Esat’ın misillemesini nerelere yapacağını açıkladı. Hedeflerin hepsi Türkiye’deydi. Ne acayip değil mi, Sanki Esat’a yol gösteriyor gibi…
 
Biz, bırakın artık olaylar hakkında tahlil yapabilmeyi, olan biteni anlamayı bile beceremez olmuşken, PKK’nın Öcalan’a rakip kanadın açıklamaları da araya serpiştirilince iyice aptallaştık.
 
Bir süreden beri barış sürecine kuşkuyla bakmama rağmen ikna olmuş gibiydim. Çünkü hem Kuzey Irak’a giriş hem de barış bir arada nasıl olacak diye düşünüp duruyordum. Süreç hükümetin kararlılığıyla ilerleyince “belki olabilir” diye istiyordum. Şimdi düşünüyorum, belki sizler de düşünüyorsunuzdur. PKK iyi polis-kötü polis taktiği mi yapıyor, yoksa gerçekten çatışmacı bir kanat PKK’da işleri yokuşa mı sürüyor? Acaba ben “Türk ordusu Kuzey Irak’a girecek diye anlam verdiğim şiiri doğru mu çözmüştüm? 7 Kasım 1434 senesinin bitimi olduğu için her halde yanıldım diyordum. Kim bilir şurada kaç gün kaldı ki; belki de yanılmamışımdır.
 
Bu gün işler iyice karıştı. Önce bir Rus haber ajansı iki füzenin atıldığını duyurdu. Sonra İsrail, yok böyle bir şey dedi. Bütün bunlar toplam 10-15 dakika içinde oldu. Ruslar hemen cevap verdiler. Füzeler Akdeniz’e düşmüştü. İsrail baktı ki Ruslar paçayı kaptırmıyorlar, hemen yan kıvırarak “biz ABD ile ortak füze tatbikatı yapıyorduk” diyerek toparladı.
Buna bilek güreşi dense yalan olmaz her halde, esas karşılaşmadan önceki bir yoklama hareketi. Bakalım Rusların uyanıklığı ne kadar kuvvetli, Suriye’ye ne kadar sahip çıkıyorlar…
 
Akşama doğru herhalde bu füze işinden cesaret almış olmalı, bu kez Fransa Libya’da olduğu gibi öne atılıp “biz kararlıyız vuracağız” dedi.
Kafamı toparlamaya uğraşıyordum ki birden ajanslara bir haber düştü: Bingöl’de PKK’nın bomba yüklü kamyonları yakalanmıştı.
 
Akşam ışıkları sokaklarda yanmaya başlayınca biraz dışarı çıktım. Bağlarbaşı’nda tam meydanda küçük bir park var. Gündüz güvercinlerle dolu oluyor. Çocuklar güvercinlere yem veriyorlar. Gittim oturdum. Karşıda, tam kavşakta bir minibüs ve bir belediye otobüsü tampon tampona gelmiş, trafiği kilitlenmişti. Olayları düşünüp toparlamaya çalışıyor, bildiklerimi bir bu kefeye bir o kefeye tartıyordum.
 
Diyordum ki:
 
Suriye işi 2016’dan sonra çok zor…
 
Bu sene Irak gündeme oturacak…
 
Birkaç füzeyle Esat gitmez…
 
PKK ile risk giderek artıyor…
 
7 Kasım’dan sonraki bir tarihte Türk ordusu Kuzey Irak’a girer mi?…
 
Birden hiç farkında olmadan sesimi yükseltip “işler iyice karıştı arap saçına döndü, Allah sonumuzu hayretsin” demişim.
 
Parktaki bankta yanımda oturan emekli amca bunu duyunca, “haklısın evladım” dedi, “bu trafikte daha çok kaza olur. Sen bir de okullar açılınca seyret Bağlarbaşı meydanını…”
Bir arap saçına dönmüş trafiğe baktım, bir de yanımda oturan ordudan emekli amcaya…
“Haklısın” dedim, “amca, arap saçı oldu buralar, Kasım’dan sonra seyret sen olacakları”.
 
 

Serhat Ahmet TAN
04.09.2013

Exit mobile version