9 Ağustos 2020 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tartışmalı sonuçları Belarus muhaliflerini sokağa döktü. Muhalefet lideri Svetlana Tikhanovskaya’nın Litvanya’ya iltica etmesiyle başsız kalan muhalefet sivil protestolar düzenlemeye başladı. Bir anda herkesin elinde 1917 yılında Belarus mimarı Klawdziy Duzh-Dushewski’nin tasarladığı ve 1918 yılın Belarus Halk Cumhuriyeti’nin bayrağına çevrilmiş ve küçük değişikliklerle 1951 yılına kadar Belarus’un devlet bayrağı olmuş Beyaz-Kırmızı-Beyaz bayraklar dalgalanmaya başladı. Belarus halkı bu anlamda medeni seviyesiyle tarih yazdı; yüzbinlerce protestocunun arkasından kendi çöplerini toplaması, ayakkabılarla banklara çıkmaması, çevik kuvvet polislerine çiçek dağıtmaları, Minsk’in medeni hayatını tehdit etmeden, vandalizmden uzak tavırlarıyla neredeyse herkesin sempatisini kazandılar. Birleşik Devletler’deki BLM (Black Lives Matter) gösterilerinin tiksindirici barbarlığı fonunda Belarus halkının yüksek medeni seviyesi, amacından asılı olmadan herkes tarafından saygı ve sevgi gördü.
Bu gösterilerin fonunda Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’nun Rusya’nın Soçi kentinde Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’le görüşmesi bir takım çevrelerce Belarus’un Rusya’ya siyasi ilhakı gibi değerlendirildi. Aslında haksız da sayılmazlar. Peki, bunun asıl suçlusu kim? Lukaşenko mu, muhalefet mi, yoksa Batı mı?
Daha seçim öncesinde Rusya’yla neredeyse her konuda zıtlaşan, siyasi ve ekonomik gerilime kadar direnen Lukaşenko nasıl oldu da Rusya karşısında bu kadar taviz verdi?
Diğer BDT ülkelerinde bu gösterilere anlam veremediler. Belarus halkının refah düzeyi, ülkenin modern altyapısı, kaliteli hizmet sektörü, gelişmiş ağır sanayi, oligarşinin müdahele edemediği yönetim şekli aslında çoğu halkları kıskandırıyordu. Evet Belarus modernizasyonu elde etmişti. Batı Belarus’tan artık Westernizasyon talep ediyordu. Aslında Lukaşenko da bunu istiyordu. Rusya’yla bu kadar sıkıntı da bu yüzdendi. Avrupa Birliği’ne entegrasyon sürecinde Lukaşanko’nun sadece biraz zamana ihtiyacı vardı. Kendisi de alttan alttan işlerini bitirdikten sonra gideceğinin mesajını vermekteydi. Rusya ise Belarus’u kaybetmemek için baskılarını daha da artırmış, bir an önce 1996 yılında iki ülke arasında imzalanan ve nihai sonucu derinleştirilmiş entegrasyon olacak anlaşmayı onaylamasını talep etmekteydi.
Rusya’yla gerilim hatta 13 Şubat 2020’de Devlet Armasında yer alan harita sembolünün de döndürülerek Rusya’dan ziyade Avrupa kıtasının belirgin görüneceği şekilde değiştirilmesi meselesinin de resmi seviyede tartışılmasına, böylece bilinçaltı mesaj verilmesine getirdi. Bu gerilimin zirvesi 29 Temmuz 2020 tarihinde Minsk yakınlarında Belarus Özel Kuvvetleri tarafından seçim öncesi durumu destabilize etmek için Belarus’a geldiği iddia edilen Rusya’nın en bilinen Özel Güvenlik Şirketi olan “Wagner Grubu”nun 33 kişilik üyesinin gözaltına alınması oldu. (Konuyla ilgili gerçekleştirdiğim söyleşi videosuna buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.)
Lukaşenko Avrupa yolunu tutmuş ve bu yolda Belarus’u Rusya’dan korumaktaydı.
Gösteriler fonunda defalarca Batı’ya müracaat ederken, Lukaşenko aslında Belarus Weslernizasyonu için süre istiyordu. Ancak Avrupa Birliği devletlerinin birbirinin ardınca Belarus’un meşru Cumhurbaşkanı olarak Tikhanovskaya’nı tanıması, Lukaşenko’ya karşı yaptırımlar paketinin açıklanması, haklı olarak Lukaşenko için Kaddafi gibi bir son hazırlanması fikrini akıllara getirdi. Böylece yıllarca azimle Belarus’u Rusya’dan koruyan Lukaşenko çaresizlik eşliğinde Rusya’dan destek istemek zorunda kaldı.
Belarus’un Rusya sınırından Rus birlikleri ülkeye giriş yapmaya başladı. Wagner ülkenin her yerinde etkinleşti, FSB ajanları faaliyetlerini artırdılar. Rusya Belarus’un Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü üyesi olmasını öne sürerek “her türlü yardıma” hazır olduğunu beyan etti.
Acaba bu durumda kim kaybetti; bir an önce Belarus Westernizasyonunu gerçekleştirerek %100 demokrasiyle Belarus’u isteyen Avrupa mı, kendisi istemediği halde basiretsiz ve tutarsız bir liderin peşinden giden Belarus muhalefeti mi, Rusya’dan kopmaya çalışırken zoraki olarak Rusya’ya muhtaç kalan Belarus halkı mı?