Yazar: 14:21 Analiz, Editörün Seçtikleri, Ekonomi, Gündem, Köşe Yazıları, Manşet Haberler, Politika

Küresel Sıfırlama (Great Reset): Kâğıt İllüzyonu ve Altın Gerçeği

Kâğıt İllüzyonundan Fiziki Gerçekliğe Doğru Bir Dönüşüm

Günümüzün küresel ekonomik yapısı, kağıt tabanlı finansal sistemlerin (paper-based financial systems) fiziki varlıklarla olan çarpık ilişkisi üzerine kurulu… Altın (gold) ve gümüş (silver) gibi değerli metallerin piyasa dinamikleri, bu yapının kırılganlığını gözler önüne seriyor.

ABD’nin yaklaşık 38.7 trilyon dolarlık ulusal borcu (national debt), merkez bankalarının altın rezervleri ve 2030 ajandaları gibi unsurlar, bir “sıfırlama” (reset) ihtiyacını işaret ediyor.

Bu makale, finansal manipülasyon iddialarını akılcı bir şekilde ele alarak, bilimsel verilere dayalı bir analiz sunuyor. Komplo teorilerini küçümsemeden, bunların olası rasyonel temellerini inceleyerek, okuyucuyu düşünmeye teşvik ediyoruz.

Sonuçta, bir sıfırlama kaçınılmaz görünüyor; ancak bu, küresel aktörlerin (global actors) arzuladığı kontrollü bir süreç olmayabilir. Özellikle Donald Trump yönetiminin olası hamleleri, bu tartışmanın merkezinde yer alıyor – çünkü mevcut politik belirsizlikler (policy uncertainty), altın talebini rekor seviyelere taşıyor ve potansiyel bir reset’i hızlandırabilir. Bu durum gümüş fiyatlarını da derinden etkiler.

Finansal Sistemdeki Kağıt-Fiziki Ayrımı: Bir Gerçeklik Çatlağı

Modern finansal piyasalar, türev enstrümanlar (derivatives) ve vadeli işlemler (futures) yoluyla fiziki varlıkların kat kat ötesinde bir “kâğıt” (paper) katman yaratıyor.

Altın için kâğıt-fiziki oranı (paper-to-physical ratio) yaklaşık 140-200 kat arasında değişirken, gümüşte bu oran 528 milyon ons kâğıt pozisyona karşı yalnızca 113 milyon ons fiziki stokla (registered stock) 4-5 kat kısa vadeli, toplamda ise 350-500 katı aşabiliyor.

Bu durum, piyasaların “olmayan şeyi, olmayan parayla, olmayan kimselere satma” (selling non-existent assets with leveraged money) pratiğine dayandığını gösteriyor ki bir tür sistemik şişkinlik (systemic inflation) yaratıyor.

Bilimsel olarak, bu oranlar arz-talep dengesizliğinden (supply-demand imbalance) kaynaklanıyor. Dünya yukarı zemin altın stoku (above-ground gold stock) yaklaşık 220.000 ton civarında – bunun 36.000-37.000 tonu merkez bankalarında tutuluyor. ABD’nin resmi altın rezervi ise 8.133,5 ton, piyasa değeri yaklaşık 1.4 trilyon dolar (5.500 USD/ons ile hesaplandığında).

Ancak kâğıt piyasalar, bu fiziki sınırı göz ardı ederek fiyatları manipüle etme iddialarını doğuruyor. JPMorgan gibi bankaların geçmiş manipülasyon cezaları (fines for manipulation), bu iddiaları rasyonel bir zemine oturtuyor. (Örneğin, 2020’de 1.3 milyar dolar ceza)

Bu ayrım, bazı teorilerini besliyor: Bazı analistler, büyük finansal kurumların (Big Finance) fiyatları bastırarak (price suppression) fiziki talebi gizlediğini iddia ediyor. Akılcı bir bakışla, bu teoriler piyasa verileriyle kısmen doğrulanabilir. Örneğin, COMEX’te (Commodity Exchange) yüksek açık pozisyonlar (open interest) fiziki teslimat krizlerine yol açabiliyor.

Ancak ana akım medya, bu durumun daha çok likidite ihtiyaçlarından (liquidity needs) kaynaklandığını söylüyor. Yine de, fiziki kıtlık arttıkça kağıt katmanının çökme riski (collapse risk) artıyor.

Altın ve Gümüşün Potansiyel Değeri: Yeniden Değerleme Senaryoları

Eğer küresel varlıklar altınla ölçülseydi (gold-standard measurement), altının değeri 150.000-200.000 USD/ons aralığında olurdu.

Bu hesaplama, toplam USD fiyatlanan varlıkları (yaklaşık 900-1.400 trilyon dolar, emlak, hisse, tahvil vb. hariç altın) dünya altın stokuna bölerek elde ediliyor. ABD’nin 38.7 trilyon dolarlık borcu, bu seviyede bir yeniden değerlemeyle (revaluation) “karşılanabilir” hale geliyor.

Resmi altın fiyatı 42 USD/ons’tan 150.000 USD/ons’a çıkarılsa, rezerv değeri 39 trilyon dolara yaklaşıyor. (Dikkat edin: ABD hazinesinin resmi verilerine göre altın ons fiyatı hala 42 USD/ons)

Gümüş için benzer bir potansiyel var: Fiziki arz kıtlığı (physical supply shortage), talep artışıyla birleşince fiyatları patlatabilir. 2026’da gümüş piyasası altıncı yıl üst üste deficit yaşıyor. 67 milyon ons eksiyle, toplam arz 1.05 milyar ons… Kâğıt oranı kalksa, fiyatlar teorik olarak 380 kat artabilir; ancak JPMorgan tahminleri 2026 için olası fiyatın 81 USD/ons civarında olduğunu iddia ediyor. Altın-gümüş oranı (gold-silver ratio) tarihsel olarak 15-80 arasında değişirken, şu anki 50-60 aralığı gümüşün “catch-up” potansiyelini işaret ediyor.

Bu senaryolar, Trump yönetimi gibi aktörlerin olası hamlelerini içeriyor: Kağıt piyasasını hedef almak (targeting paper markets), antitröst davaları (antitrust lawsuits) veya altın tahvili (gold-linked bonds) gibi adımlar. Bazı teoriler, bu hamlelerin “gizli” bir reset’i tetikleyeceğini söylüyor; ana akım medya analizleri ise, borç krizi (debt crisis) ve jeopolitik şokların (geopolitical shocks) doğal sonucu olabileceğini belirtiyor. Teorik olarak, hiperenflasyon (hyperinflation) riski yüksek olsa da, tarihsel örnekler (1934 Roosevelt revaluation) bu tip bir sıfırlamanın mümkün olduğunu gösteriyor.

Trump Yönetiminin Olası Hamleleri: Kağıt Piyasasını Hedef Alan Bir Strateji mi?

Trump’ın ikinci dönemi (2025-2026), altın ve gümüş piyasalarını doğrudan etkiliyor. Altın fiyatları 2025’te rekor seviyelere (5.000 USD/ons+) ulaşırken, Trump’ın politikaları (tarifeler, Fed eleştirileri, jeopolitik gerilimler) “uncertainty premium” yaratarak talebi artırdı.

Judy Shelton gibi danışmanların önerileri (gold-convertible Treasury bonds – altına dönüştürülebilir Hazine tahvilleri) ve Fort Knox altın rezervlerinin denetimi (Fort Knox audit) çağrıları, yeniden değerleme spekülasyonlarını körüklüyor. Shelton’ın 50 yıllık altın tahvili fikri, sembolik olarak 4 Temmuz 2026’da (ABD’nin 250. yıldönümü) başlatılabileceği tartışılıyor. Bu, doları kısmen altınla bağlayarak güveni artırabilir.

Potansiyel Hamleler Şöyle Sıralanabilir:

  • Kağıt Piyasasını Sıkılaştırma (Targeting Paper Markets): CFTC (Commodity Futures Trading Commission) aracılığıyla COMEX’te fiziki teslimat zorunluluğu (physical delivery requirements) getirilmesi veya margin oranlarının artırılması (margin hikes). Bu, kâğıt pozisyonları eriterek fiziki talebi öne çıkarabilir ve short squeeze tetikleyebilir.
  • Antitröst ve Regülasyon Baskısı (Antitrust Actions): BlackRock, Vanguard, State Street gibi varlık yöneticilerine (asset managers) karşı Sherman Act ve Clayton Act kapsamında “ortak sahiplik” (common ownership) soruşturmaları. ESG (Environmental, Social, Governance) politikalarını kısıtlayan yürütme emirleri (executive orders) ile pasif yatırım fonlarının proxy voting hakları sınırlandırılabilir.
  • Fed Müdahalesi ve Para Politikası Değişikliği: Fed başkanlığına Kevin Warsh gibi isimlerin atanması (2026 Powell sonrası), faiz indirimlerini zorlayarak likidite pompalamak… Ancak bu, hiperenflasyon riskini artırabilir. Trump’ın Fed bağımsızlığına yönelik eleştirileri, altın talebini daha da körükledi.
  • Yeniden Değerleme ve Borç Reset’i (Revaluation and Debt Reset): Resmi altın fiyatını 42 USD/ons’tan piyasa seviyelerine (veya daha yükseğe) çekmek – Hazine’nin Fed’e altın sertifikası satarak nakit yaratması… Bu, borç yükünü hafifletebilir ama küresel panik yaratma riski taşır.
  • İç Güvenlik ve Huzursuzluk Kontrolü (Internal Security Measures): Tarifeler ve ticaret savaşları sonrası olası ekonomik huzursuzlukları (domestic unrest) bastırmak için ICE (Immigration and Customs Enforcement) politikalarını genişletmek… Minneapolis gibi şehirlerdeki protestolarda (2026 olayları) federal ajanların yoğun kullanımı ve Insurrection Act tehditleri, iç karışıklıkları önleme aracı olarak görülebilir.

Bu hamleler, borç krizi ve jeopolitik şokların doğal sonucu olabilir, ancak bazı teoriler, bunların “gizli” bir reset planı olduğunu savunuyor. Akılcı analiz, Trump’ın politikalarının altın talebini artırdığını (2025 rekoru) doğruluyor; ancak hiperenflasyon (hyperinflation) riski yüksek durumda… Bu yüzden oldukça karmaşık, riskli bu tip hamleler olası ABD iç savaşının kıvılcımı olabilir.

2030 Ajandaları: Ortak Payda ve Potansiyel Tuzaklar

2030 yılı, küresel aktörlerin kesişim noktası: BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (Sustainable Development Goals – SDGs), ilerleme raporlarına göre sadece %18 oranında yol kat etmiş durumda. Dünya Ekonomik Forumu’nun Great Reset’i, COVID-19 sonrası eşitlik ve sürdürülebilirlik odaklı bir sistem önerdiğini iddia ediyor. Vergi reformları (tax reforms), ESG metrikleri (Environmental, Social, Governance) ve dördüncü sanayi devrimi (Fourth Industrial Revolution) yenilikleri.

AB’nin Green Deal’i (Yeşil Anlaşma) 2030’a kadar %55 emisyon azaltımını hedefliyor; merkez bankaları CBDC’leri (Central Bank Digital Currencies – Merkez Bankası Dijital Paraları) yaygınlaştırıyor; tech şirketleri AI (Artificial Intelligence – Yapay Zeka) ve akıllı şehirleri (smart cities) geliştiriyor. Ortak payda: Elektrifikasyon (electrification), dijitalleşme (digitalization) ve yeşil enerji (green energy) var.

Fiziki Engel Olarak Gümüş Kıtlığı

Gümüş, bu dönüşümün kritik metali (critical metal) olarak öne çıkıyor. Solar panellerde (20 gram/panel), EV’lerde (Electric Vehicles – Elektrikli Araçlar) 25-50 gram/araç, AI veri merkezlerinde (data centers) termal yönetim için vazgeçilmez. Talep 2030’a kadar %3-8 artacak gibi gözüküyor, ancak arz açığı (supply deficit) daha da fazla büyüyerek projeleri geciktirebilir. Gümüşün rolü, bir “tuzak” (trap) gibi işliyor: Fiziki arz (physical supply) yetişmeyince, planlar sekteye uğruyor.

Çin’in ihracat kısıtlamaları (export restrictions), maden üretimi düşüşü (mining production decline) ve endüstriyel talep patlaması (industrial demand surge), fiziki talebi 800 milyon ons’un üzerine çıkarıyor. Bankaların fiyat baskısı (price suppression) gizli bir ajanda olabilir. Ancak cezalar ve piyasa verileri, bu iddiamızı kısmen doğruluyor.

Bazı teoriler, bu ajandaları “küresel kontrol” (global control) aracı olarak görüyor. Ana akım medyadaki değerlendirmeler ise, gecikmeleri (delays) – pandemi, jeopolitik gerilimler – rasyonel bir şekilde açıklamaya çalışıyor. SDGs’nin yavaş ilerlemesi, bu teorileri kısmen destekliyor; ancak ana akım veriler, kaynak kıtlığının (resource scarcity) doğal bir sınır olduğunu gösteriyor.

Teolojik bir bakışla, (Enfal Suresi 30. ayet “Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır” gibi) insan hırsı kendi sınırına çarpıyor. Bilimsel olarak, bu kıtlık yenilikleri tetikleyebilir. Gümüş için çok pahalı ve zor olsa da geri dönüşüm (recycling) veya alternatif materyaller (alternative materials) gibi… Ama tüm bu süreç içinde kaos kaçınılmaz gibi duruyor.

Sonuç: Büyük Bir Sıfırlama Gelecek, Ama İstendiği Gibi Olmayacak

Küresel bir sıfırlama kaçınılmaz gözüküyor. Borç yükü, kaynak kıtlığı ve teknolojik dönüşüm vs sistemi zorluyor. Ancak, küresel aktörlerin (WEF, BM, AB) arzuladığı kontrollü, merkezi bir reset olmayacak gibi gözüküyor. Gümüş kıtlığı gibi fiziki engeller (physical barriers) bu planları bozacak… Küresel güç odakları bu dönemde kaos ve çatışma yaratmaya çalışabilir.

Ama korkmayalım. Bu süreçte daha adil bir geleceğin tohumlarını atabilir: Yerel çözümler (local solutions), dengeli tüketim (balanced consumption) ve belki de ilahi bir düzenin (divine order) yansıması.

Sizin de yorumunuzu merak ediyorum. Bu sıfırlamada sizin rolünüz ne olacak? Korkuyor musunuz? Pozisyon mu alıyorsunuz? Yoksa böyle bir olası küresel ekonomik kriz sonrasında finansal sıfırlamanın olacağına inanmıyor musunuz?

Lütfen yorumlara yazın, dilerseniz mail ile bana ulaşabilirsiniz.

Sevgi ve saygılarımla
Emre Gürcan
17.02.2026 – Kadıköy

(Visited 54 times, 54 visits today)
Kapat
Yandex.Metrica