Yazar: 13:28 Bilim, Manşet Haberler

Platon’un Mağarası ve Ön Yargı: Zihinsel Şemaları Yıkmak

Ön yargı, Latince (pre+judicium – peşin+hüküm) köklerinden kaynaklanmaktadır. Dogmatik kanaatlerimiz, dinamiğini bildiğimiz grubun içinde yer alan bireye yönelik, grup dinamiğini bireye genelleyici tutumlarımız ön yargıya örnek verilebilir.

Sosyal gruplar üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda ön yargı kavramının gösterdiği özellikler beş kategoride değerlendirilmiştir:

  • 1- Ön yargı bir tutumdur.
  • 2- Esnek olmayan ve hatalı bir genellemeye dayanır.
  • 3- Ön yargı peşin verilmiş bir hükümdür.
  • 4- Değişime dirençli ve katıdır.
  • 5- Ön yargı kötüdür.

Albert Einstein, ön yargıları parçalamanın atomu parçalamaktan zor olduğunu söylemişti yıllar önce. Bu önermenin içinde bile zamanla kendi içinde çeliştiğini fark edebileceğiniz bir “ön yargı” söz konusudur: Ön yargıların azalmasının zor olmasına yönelik bir ön yargı. İstersek neden olmasın?

Ön yargıları parçalamanın ilk yolu dili etkin ve etkili bir şekilde kullanmaktır. İkinci yolu zihinsel şemalarımızın farkında olmak ve hatalı şemalarımızı düzenlemektir (mini etekli kadınlar ahlaksızdır, beş yıldızlı otelde tatil yapmak ayrıcalıktır, bütün Yahudiler kötüdür, yoga yapanlar Allah’a inanmaz, namaz kılan insanlar yalan söylemez vb.). Üçüncü ve en etkili yolu ise mutlak doğru ve gerçeğin olmadığını kabullenmektir.

Mutlak doğru ve gerçek olarak algıladığımız şey, bir mağaranın duvarlarına yansıyan gölgelerden daha gerçek değildir. İşte Platon’un tarihe damgasını vuran meşhur satırları:

“İnsanların, ışığa açılan ve uzun bir girişi olan yeraltı mağarası gibi bir yerde olduklarını farz edin. Doğdukları günden beri oradalar, kıpırdamasınlar diye ayakları ve boyunları zincire vurulmuş; zincirleri yüzünden etraflarına bakmak için başlarını bile döndüremiyorlar. Arkaları mağara girişine dönük, sadece önlerindeki mağara duvarını görebiliyorlar. Yukarıda bir yerde yakılmış bir ateş var arkalarında. Tutsaklarla ateş arasında yüksek bir yol var ve bu yol boyunca uzayan bir duvar. Hani kukla oynatıcılarının kendileri ile seyirci arasına koydukları ve üzerinde marifetlerini sergiledikleri paravanlar gibi… Bu duvarın üstünde de insanlar olduğunu farz edin. Ellerinde taştan, ağaçtan, türlü türlü malzemeden yapılmış objeler, insan ve hayvan şeklinde heykeller taşıyorlar. Ve duvarın üstündeki bu şeylerin görüntüsü, arkadaki ışığın da etkisiyle, karşıdaki mağara duvarına yansıyor… Sizce başlarını arkaya çeviremeyen insanlar, ışığın aydınlattığı mağara duvarında, bir gölge oyunundan başka bir şey görebilir mi?”

Konuyla ilgili önerilen kitap: Tanrı Matematikçi mi? – Mario Livio

(Visited 1 times, 1 visits today)
Kapat
Yandex.Metrica